• duyuru (9)
  • emincan ve kamil (10)
  • genel (4)
  • günlük (14)
  • kompozisyon (32)
  • köşe yazısı (8)
  • msn röportajları (5)
  • neriman ile rahmi (2)
  • şiir (11)
  • teknoloji (6)
  • video (8)
  • yemek tarifi (2)
  • - hey there beauty!
    - are you calling me?
    - yeap, what are doing right now?
    - listening mika’s love today.
    - why today? don’t you have anybody to love?
    - i have, it’s the name of his song you idiot.
    - is diot a verb? i diot?
    - yes, diot means di ot. And it means two ot.
    - one is me, and the other one is you, right?
    - kamil, gimme some cigar.
    - damn no! over my body emincan!
    - i think i love your body.
    - be my man.
    - absolutely.

    - i got bored today emincan.
    - so kamil?
    - nothing, just let you know.
    - thank you dear.
    - your welcome.

    - do you know how to swear in english dude?
    - do you have passion to teach me or what? why this curious?
    - you know emican, i’m a f*cking curious person.
    - you don’t have to use f*ck to show your understanding of swearing.
    - damn, you got it. i think i have a talent on swearing.
    - kamil, go there and train in the front of the mirror then.
    - emincan, you bastard, you broke my heart.
    - where was it? in your ass?
    - wherever you like.
    - nowhere is possible.
    - impossible is nothing.
    - sometimes.

    - i want to scream emincan.
    - why kamil?
    - because i’ve just watched a german porn.
    - call it deutsch, it’s more hardcore.
    - ok, deutsch porn then.
    - you feel me baby.
    - don’t make me!
    - oops. i did it again!

    - sometimes i feel like a moron emincan.
    - it’s in your nature kamil.
    - but you live also in my nature.
    - yes but not naturally.
    - hmm…

    - why haven’t you slept yet?
    - i’m not sure exactly.
    - who is sure then?
    - pikachu?
    - maybe or maybe not. let me ask him.
    - say hi.
    - maybe or maybe not.
    - very funny.
    - a little.

    - i heard that you have some trouble at passing physics emincan.
    - it’s not because of me kamil.
    - whose mistake then?
    - ali güzel.
    - how is he güzel?
    - serpen.
    - serpen serengil?
    - no, she’s better than him at teaching physics, you can be sure.
    - it was seren i guess.
    - does it matter?
    - i don’t think so.
    - neither do i.

    - emincan, are you bisexual?
    - what?! kamil!
    - i don’t know… you keep staring at my ass for two hours.
    - i, i just use my imagination.
    - for what?
    - for giving your girlfriend some advices.
    - you confused me.
    - we should stop talking i think.
    - me too.
    - let’s kiss.
    - it’s better idea.
    - no fight, have sex.
    - who said that?
    - somebody, something like that. it might be quite right.
    - be quite then, come here.
    - you naught boy.
    - indeed i am…




    Ruffles Mafyası 3 çok yakında geliyor…

    Bu bölümde Don Emin başına geleceklerden habersiz bir şekilde sefasını sürer, babalığını yaşar. Yavuzttio olmadık bir durumla karşılaşır. Düşman ailenin babası seyri değiştirir yani. Devamını ben de bilmiyorum henüz :P

    Fragman oyuncuları:
    Emin Buğra as Don Emin
    İsmail Erdem as Motherfucker
    Mesut as Flunkey

    Not: Fragmanın bir yerinde devamlılık hatası olduğunun farkındayım :P (Kravatı bırakırken ceketi giyiyor olmak) O kadar da olsun :)




    Yalnızca parodi

    Belediye ayda yılda bir tamir ettiğinde, eğer kar yağmışsa, o gece karın pürüzsüzlüğü en güzel manzaram olurdu. Gizlice gece saatlerinde, parmak ucunda kimseyi uyandırmamaya çalışarak dışarı çıkıp karın içine yatar, şu an tavana baktığım gibi sokak lambasına bakardım. Soğuk kış akşamlarında evimizin önündeki sokak lambası çalışmadığında ise şu an olduğu gibi kendimi yalnız hissederdim. Televizyondu tek eğlencem bahsi geçen yalnızlığımda. Çocukluğumda eğlenceyi oyunlarda tatmak için istediğim zaman dışarı çıkamazdım, izin vermezdi annem. Korkardı bir şey olacağından, dediğine göre. Kehanetleri doğru çıkan kadına saygıyla beraber bir nefret de duymaya başlamıştım. Ergenlik dönemine dahi gelmeden ne bu öfke böyle? Neyse ki mantık olgusunu hissetmeye başladığımda içimdeki öfke yerini sevgiye bırakmıştı.

    Yalnızdım, iki katlı bir konakta. Bolca zamanım olurdu düşünebilmek için. Her düşünce bir öğretiydi. Sıkılmamayı o yaşlarda öğrendim, öğrendiğimi sandığım. Nadiren sıkıldığımda ise bazen evdeki numune parfümleri alır, birbirine karıştırırdım. Her biri kendine özgü en güzel kokuya sahip olan ayrı şeylerin, birlikte olunca güzel kokamayacağını o zaman öğretmiştim kendime. Yalnız değildim belki de, her gün bir başka yeniliği yaşıyordum, kendimle. Bir ben, benin içinde.

    Uzunca patika bir yol yürürdüm okul için, eğer arabayla bırakılmıyorsam o gün. En sevdiğim yolculukları o zaman yapmıştım, rengini hatırlayamadığım sırtımdaki çantayla. Sabahın en erken saatlerinde köpekleri kolaçan eden ürkek gözlerle adımlarımı hızlandırırken sabah rüzgarının verdiği tadı çıkarırdım. Tadın sadece damakta değil, tende de yaşanabildiğini o zaman duymuştum kendimde.

    Şu an olduğu gibi yalan söyleyemezdim kendime o saflığımda. Yalan söylersen ‘şişersin’ deyimleriyle kandırdıklarını düşünenler aslında kişiliğimde dürüstlük olduğunu göremezdi. Küçük bir çocuk için fazla olabilirdi, kim bilir. Benim için mutluluk da fazlaydı o zamanlar. Hafta sonlarında ailece yapılan gezilerde de mutlu olamazdım. Sevilmediklerini düşünürlerdi nedenini bilmediğim bir şekilde. Sevilmediklerini düşünmekten ziyade benim sevdiklerimi düşünselerdi diye ‘keşkeler’im olmuştu kendiliğinden.

    Tanrı’yı çözümlemeye çalışırken Kur’an kurslarında buldum kendimi. Kendime öğretemeyeceklerimi başkaları öğretti. Kimi uzun sakallıydı, kimi diğerinden daha da uzun. Hep hayret duyduğum bir şekilde kısası bir tek babamda olurdu benim için. Babamın hocalığını ise göremedim şu ana dek. Eğer hocalık, cevabı öğretilmeyen sorulardan ibaret değilse. Bir yarış içine sokuldum nedenleri edenleri bulmak için. Ne ettim ne yaptımsa tatmin edemedim kendimi hiçbir alt konuda.

    İnsanların arasına girdiğimde tökezlediğim zamanlar olmuştu, bilmediklerimden dolayı. Televizyonda gördüklerim gerçek hayattakiler değildi, biraz benzer. Vücudumdaki parmakların binlerce katı kadar dahi nüfusu olmayan küçük bir ilçenin merkezinde daha da fazlasını ummayacak kadar büyümüştüm aslında. Parmaklarımla birlikte büyüyen bir ilçede her zaman en iyisi olmam gerektiğine inandırıldım. Gerek okulda, gerek dışarıda. Liseye kadar da böyle oldu. En iyisi oldum, tatmin olmak isteyen insanları tatmin edecek kadar. Kime neydi benim başarımdan ya da başarıp başaramayacağımdan, bilmiyorum.

    İsyan bayrakları ergenlik diye adlandırılan, benimse zekamın en gerilediği dönemde çekildi. Tüm isyanlar bir alev, her gözyaşı hayatımdan emekli olamayan müdavim bir itfaiyeci oldu. Bayraklar aşağı çekilmeye başladığında şu an bir çırpıda hatırlayamayacağım bir sürü anı yaşadım. Anı, anı yaşamaktı benim için, o ayrı. Unutmaya o yaşlarda başladım. Kendimi unuttuğumda başkalarında aramaya çalıştım kendimi. Aynaya bakmak gelmezdi aklıma çünkü çok ilerdeydim aklıma göre.

    Şimdiki zamanın birinci tekil şahsı, geçmiş zamanın üçüncü şahsı olmuş durumda. Ufaklık büyümüş ama içindekiler küçülmüş durumda. Yılların değiştiremediği yalnızlık pis pis sırıtmaya devam ediyor. Bir babanın oğluna zarar veremeyeceği gibi, ben de onun kafasına basıp ezemeyecek kadar garip bir sevgiyle bağlıyım ona. Ben büyüttüm, ama beni yalnızlığım bu yaşa getirdi. Yalnız büyüdüm ve yalnız yaşıyorum. Ama merak etmeyin, yalnızlığı size bırakıp gideceğim.

    Not: Bu yazı yeni bir yazım tarzımı geliştirmek için kaleme alınmıştır.




    Transmit Upload Hatası

    Yahu şu Mac OS X Snow Leopard’ı kurduktan sonra bir türlü FTP programlarını düzgün kullanamadım. İlk başta Tiger’a format atmadan Snow Leopard’ı üzerine kurdum, birkaç gün sonra FTP’de upload çalışmamaya başladı. Yani FTP programıyla bağlanabiliyor, dosya indirebiliyordum ama yükleyemiyordum. FTP programı olarak Transmit kullanıyorum. Merak etmeyin diğer tüm FTP programlarını da denedim, program ile alakasız bir durummuş. Her neyse, sonra Snow Leopard’ı sıfırdan, Tiger’a format atarak kurdum. İlk başlarda güzel çalışıyordu, daha sonra 10.6.2 güncellemesini kurunca eski haline döndü. Yaptığım işleri FTP ile yükleyemeyince sunucuya epey bir sinirlendim haliyle :P Zaten bu aralar bir gerginlik var üstümde sormayın. Aslında sorun muhtemelen modemden (AirTies RT 205) kaynaklanıyor.

    Her neyse, sizde de aynı sorun ortaya çıkıyorsa merak etmeyin ben çözümünü buldum:

    Öncelikle terminale girip “ifconfig | grep mtu” yazın. Karşınıza çıkan bilgilerden en0 ethernet bağlantınızı, en1 de Airport bağlantınızı temsil ediyor. Muhtemelen karşınıza en0 için şuna benzer bir şey çıkacak:

    en0: flags=8863<UP,BROADCAST,SMART,RUNNING,SIMPLEX,MULTICAST> mtu 1500

    Yapmanız gereken MTU (Maximum Transmission Unit) değerini 1200 – 1300 arası bir değer olarak belirlemek. Bunun için Terminal’e şunu yazın:

    sudo ifconfig en0 mtu 1300

    Ardından size sorulun parolunuza yazıp enter’a basın. Haydin hepinize geçmiş olsun.

    Yalnız, şunu hatırlatmakta fayda var. Bu işlem yalnızca o anki oturumunuzu kapsayacaktır. Yani bilgisayarı yeniden başlattığınızda değerler sıfırlanıp 1500 değerini alacaktır. Bunu aşmak için kendinize 1500 değerini değiştirecek bir AppleScript yazıp, her açılışta arka planda çalışarak 1300 yapacak şekilde ayarlayabilirsiniz. Eğer ben uğraşamam diyorsanız, aşağıda benim yazdığım scripti indirebilirsiniz. Fakat açılışta size admin parolanızı soracak, unutmayın. Başlangıçta çalıştırılması için System Preferences‘a gelip Accounts‘a basın, ardından Login Items sekmesine indirdiğiniz scripti ekleyin. Yalnız, ekleyip silmeyin. Olduğu yerde kalsın :)

    AppleScript Link:
    http://www.rahmetli.info/docs/MTUValueChanger.zip




    Bilmeyenler için Scheme, Lisp programlama dilinin ana iki kullanım parçasından biridir. İlk olarak Guy L. Steele ve Gerald Jay Sussman tarafından Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde ortaya çıkarıldı. Benim gözümde programcılığın temelini barındıran Scheme, Türkiye’de Bilgisayar Mühendisliği bölümlerinde birçok öğrencinin – benim de – belası olmaya devam etmekte.

    Türkçe kaynağı pek bulunmayan Scheme için İngilizce birkaç kaynak:
    MIT/GNU Scheme Reference
    Scheme Functions and Special Forms
    MIT Scheme Reference Manual (PDF)
    GNU Emacs Lisp Reference Manual

    Adım 1 – Bilgisayara Scheme indirme
    http://www.gnu.org/software/mit-scheme/ adresine girip Scheme’in en son versiyonunu indiriniz. “Mac OS X binary” yazana tıklamak bu işlemi sonuçlandırmanıza yardımcı olacaktır.

    Adım 2 – Klasörleri yükleme
    İndirdiğiniz dosyayı açın, göreceğiniz üzere içinde iki klasör bulunuyor: Bin ve Lib diye. Şimdi bunların içindekileri bilgisayarda ait oldukları yere yerleştirmemiz gerekiyor. Bunun için Finder’a gelin ve üstte File menüsünden New Finder Window’a tıklayın (⌘ + N). İlle de bu işlemi yapmanız gerekmiyor tabiki de, amacımız sizin ana dizine girmeniz.

    Ana Dizin

    Üstteki resimde gösterilen yere gelebildiyseniz, Shift + Command + G (⌘ + ⇧ + G) tuşlarına veya üstteki Go menüsünden “Go To Folder” seçeneğine basın. Çıkan pencereye “/usr/” yazın. Alttaki resimlerde gösterildiği üzere “usr” klasörüne girmiş olmalısınız. “usr” klasöründe gördüğünüz gibi “bin” ve “lib” adlı iki klasör bulunuyor. Hatırlıyorsanız indirdiğimiz dosyanın içinde de bu adları taşıyan klasörler vardı. İndirdiğimiz klasörün içindeki “bin” dosyasını açıp içindekileri buradaki “bin” dosyasına atıyoruz ve aynı şekilde indirdiğimiz klasörün içindeki “lib” dosyasını açıp içindeki “mit-scheme” klasörünü “usr” içindeki “lib” klasörüne atıyoruz. Bu işlemleri bitirdikten sonra işin Terminal kısmı başlayacak.

    Shift + Command + G sonucu

    "usr" klasör görünümü

    Adım 3 – Terminal ile Scheme’in yerini bilgisayara algılatma
    Malesef bilgisayar denilen özürlü aygıt biz ona bir şey demedikçe kendi bir şey yapamıyor. Biz “bin” ve “lib” klasörüne koymuş olsak da Scheme dosyalarını, Terminal programını (Applications/Utilities/Terminal) çalıştırarak bilgisayara tanıtmalıyız. Her neyse, bunları boşverin en iyisi siz Terminal’i çalıştırdıktan sonra
    “pico .profile” yazın ve enter’a basın. Şu an karşınızda “.profile” dosyası bulunuyor, içine yeni bir satır olacak şekilde “export MITSCHEME_LIBRARY_PATH=/usr/lib/mit-scheme” satırını yapıştırın ve ardından Ctrl + O’ya (⌃ + O) ve enter’a basın. Pico ile işiniz bittiği için şimdi Ctrl + X ‘e (⌃ + X) basın ve çıkın. Adım adım fotoğraflar ise şöyle:

    "pico .profile" komutu expand satırımız da böyle olacak

    Ardından Terminal’i de kapatıp terkedin orayı :P Ardından tekrar terminali açarak “scheme” yazın ve enter’a basın. Bakın bakalım alttaki görüntüye benzer bir sonuç mu alıyorsunuz. Almıyorsanız, bir yerde yanlış yaptınız. Haydi bre baştan! :D

    "scheme" sonucu

    Adım 4 – Automator kullanarak Edwin kısayolu oluşturmak

    Aslında bu işlemi AppleScript Bundle kullanarak da yapabilirsiniz ama görselliği hoşuma gittiği için ben Automator’u araç olarak kullanmayı istiyorum :D Automator’u önce bir açalım (Applications/Automator).
    Açtıysanız efem, karşınıza çıkan ekrandan Application seçin. Ardından solda bulunan listede Library altındaki Utilities sekmesine tıklayın. Bir sürü Actions göreceksiniz yanındaki listede. O listeden “Run AppleScript” ‘i basılı tutup sağ tarafa sürükleyin. Ben böyle sürükleme olaylarına uzağım diyorsanız çift tıklasanız da olur. Size bir “Run AppleScript” actions penceresi oluşturulacak ve içinde muhtemelen şunlar yazacak:

    on run {input, parameters}

    (* Your script goes here *)

    return input

    end run

    Bu adımda, (* Your script goes here *) yazan yeri silip Terminal komutumuzu yazıyoruz. Zaten bize sizin scriptiniz buraya gelecek diyor :P Bu terminal kodu ise şu:

    do shell script “scheme -library /usr/lib/mit-scheme/ –edwin –edit”

    Yeni oluşacak olan kodunuz haliyle böyle olacak:

    on run {input, parameters}

    do shell script “scheme -library /usr/lib/mit-scheme/ –edwin –edit”

    return input

    end run

    Ardından Ctrl + S yaparak oluşturduğunuz scripti Application olarak kaydedin, ister masaüstünüze ister Documents içine, farketmez. Adını da istediğiniz şekilde koyabilirsiniz :P Böylece bir kısayolunuz olmuş olacak. Aşağıdaki örnekte olduğu gibi görünüme sahip olmuşsunuzdur umarım:

    Run AppleScript ile kısayolApplication çalıştığında karşınıza Edwin çıkacak

    Adım 5 – Bu kısayolu isterseniz Growl ekleyerek de yapabilirsiniz ama bu isteğe bağlı tabi

    Eğer Automator’a göz atarsanız peşpeşe eklediğiniz actionsların oluşturduğunuz application içinde sırayla çalıştırıldığını görürsünüz. Aşağıdaki örnekte Growl yüklüyse eğer bilgisayarınıza yapabileceğiniz bir Application örneği yer alıyor.

    Growl ile kısayol

    E geçmiş olsun. Soru ve sorunlarınız için iletişim kurabilirsiniz.




    Fizik vs Scheme

    Kendini bildiğini sandığı şeylerle kandıran gençlerle bazen aynı kefeye konulduğumu hissetmek dahi üstümde pozitif enerji bırakmıyor. Beni bilenler bilir hani, bulunduğum çevrede hoş bir enerji bırakmak isterim. (Sanırım ailemle böyle olmadığını kendileri yüzüme vurmakta) Basit kalıpları karmaşık felsefeler haline getirip ortaya sunmak artık 20 yaş altının vazgeçilmezi oldu sanırım. Her hıyarım var diyene tuzu alıp koşmuyor bu kimseler, hıyarı kendi kişiliklerine yakın seçmeye çalışıyorlar. ‘Çalışmak’ eylemini gerçekleştirdiklerini sanıp o tebessümle aslında her hıyarın bir hıyar olduğunu farketmeden tadına bakmaya başlıyorlar.

    Aman, saat 2.47 olmuş durumda. Aklımdakileri cümle haline getirip yazamıyorum bile, ne kadar çok şey geçiyor olsa da. Lafın özü şu ki, o bahsi geçen gençler hala “uyusun da büyüsün” modundalar. Uyutulunca büyüyene ben pek rastlamadım henüz. En büyük örneği Türkiye sanırım. Det, siyaseti hiç sevmem, blogumdan uzak dursun bre.

    Kişisel sorunlarımı üstü kapalı şekilde belirttikten sonra sadede geleyim. Tek amacım uzun süredir bir şeyler yazmadığım bloga bir yazı eklemek. Birkaç gündür belli başlıkları not alıyordum aslında, değinmek üzere. Ama gel gör ki not aldığım kağıdı bulamıyorum :) O yüzden kafadan savma bir girişle girdim (devrik bir cümle mi oldu ki bu?). Her neyse, bu günlerde okul pek haz vermiyor. Physics’ten şimdiden kalacağımı hissediyorum. Comp’ta fuzuli yere zaman kaybettiğimi düşünüyorum, ki ödevler birçok şey katmak yerine götürmekte. En önemlisi de zaman. Hım, sanırım bilgisayar başında geçirilen zamanı artık lab’larda geçirmem gerekiyor. Belki biraz olsun tasarruf etmiş olabilirim. Niye size anlatıyorum ki?

    Kısacası, bu aralar biraz stresli ve mutsuzum. Kafamda binbir türlü şeyler dönüyor… Dönme dolap, dur durduğun yerde. Adam ol az, madam!

    Herkese kucak dolusu sevgiler. Sevgiyle karın doymaz diyenlere bacak dolusu gelsin.




    Flock Önizleme

    Bilmiyorum ki neden ben her yüklediğimde bu internet tarayıcısıyla ilgili bir yazı yazıyorum. Seviyor muyum? Belki… Uzun bir süre Vindovs’ta kullandıktan sonra şu günlerde Mac’te de Flock’u kullanmaya başladım. Bir baktım ki kendime: Flickr, Facebook, Twitter, MySpace (nadiren), Youtube kullanan biriyim sanırım. E madem öyle neden tüm bu medya ögelerini kolayca kullanabileceğim bir tarayıcı kullanmıyordum ki? Bilmiyorum :) Neyse, sonuç olarak artık kullanıyorum.

    Flock yeni sürümünde daha da hızlanmış, ya da ben öyle hissediyorum. İnternet ile doğru orantılı bir hıza sahip aslında Flock, yani Türkiye’de internete bağlanan biri olarak medya sitelerinin içeriklerini anında senkronize etmesini bekleyemezsiniz. Fakat en azından son güncellemelerden haberiniz olabilir. Yeni fotoğraf yükleyen biri, ya da durumunu güncelleyen biri vs…

    Bryan Hudson e-posta cevabı

    Öte yandan, Flock’u Türkçeleştirme çalışmalarında gönüllü olarak bulunmak adına e-posta göndermiştim. Bryan Hudson verdiği cevapta Flock Türkçe Ekibi’nde bulunma isteğime olumlu yaklaştığını gösterdi, önümüzdeki iki hafta içerisinde geliştirmekte oldukları çeviri yazılımıyla iletişime geçecek-miş. Ayrıca ekipte bulunan diğer Türk arkadaşlara da kendimi tanıtmamı istemişti. Öyle de yaptım sanırım.

    Bir de şu var ki, WordPress Contact Form eklentisi 7.0.2 sürümünün Türkçe güncelleme paketini çevirdim, yeni sürümü yayınlandığında artık her şeyi Türkçe olmuş olacak.

    Herkese sevgiler…




    Nur Şentürk Nur Şentürk Nur Şentürk

    { nur şentürk 81 doğumlu ve ankara’da yaşıyor. hacettepe üniversitesi biyoloji bölümü mezunu. radyovizyon’da haber spikerliği yapıyor. }

    EBS: Başka bir MSN röportajında Nur Şentürk ile birlikteyim. “Güzeller güzeli” olarak anılan haber spikerinin ilk sorusu geliyor. Büyüyünce ne olmayı istiyordun küçükken?
    Nur: Çok güzel bir soru :) çok şanslı bir insanım çünkü sevdiğim işi yapıyorum.Hatta çok ufak yaşlarda haber okuduğum ses kayıtlarım hala durmakta.
    Yazıyı devamıyla birlikte oku




    Fatih Ünal Fatih Ünal Rüviş :)

    { fatih ünal ’82 akhisar doğumlu ve uşak’ta yaşıyor. evli ve rüveyda adında güzel bir kız babası. bilişim sektöründe çalışıyor. }

    EBS: Aylardır planladığımız röportaj sonunda gerçekleşmek üzere diye umuyorum. Sayın Fatih Bey sizi daha fazla tanımak adına küçük bir biyografi istesem çok mu uzun olur? En iyisi şu an neler yaptığınızı anlatın siz :)
    Fatih Ünal: Emin arkadaşım hakkaten çok uzun olur. Şuan neler yaptığımdan bahsedeyim kısaca. kontortransfer.com ‘da UŞAK’ta proje sorumlusu ve yazılımcı olarak çalışmaktayım. İş olarak ise; tam şuan şu dakika web sayfalarına girerek otomatik işlemler yapan uygulamalar geliştiriyorum. Örneğin sizin yerinize siteye girerek mail gönderiyor. En basit örnekle böyle açıklayayım. Yanı sıra freelance olarak web programlama ve tasarım yapıyorum. Ancak son 2 senedir tasarımla alakalı çok fazla birşey yap(a)madım. Aslında iş ve anlatılacak çok şey var ama … Gerçekten çok uzun olacak, az çok beni tanırsın. Çalıştığım iş yerleri ve yapmış olduğum işler gereği bilişimle alakalı hemen hemen her dalla az biraz da olda bir yerlerden girip başladığımı filan bilirsin.

    Yazıyı devamıyla birlikte oku




    Counter Strike Source aleminin iyi oyuncularından, GevreK rumuzuyla bilinen Tayfun Arslantürk yıllarca köpek gibi hizmet edeceğini, sadakatinin sonsuz olduğunu, gerekirse kafasını koparıp el bombası diye atacağını söylediği takımı Prof TeAm’i adını bile hatırlamadığımız ucube bir takıma satmıştır. Maç içerisinde yapılan bu satış yüzünden Prof TeAm üyelerinden MaRuL (namıdiğer Ramo) maçtan sonra GevreK’i barakada yakalayıp tecavüz etmiştir. Bu olaydan dolayı başkan olarak kesinlikle bir sorumluluk taşımadığımızı söylemek istiyorum. Geçmiş olsun Tayfun, seni çok özleyeceğiz…

    Merak edenler için söylemek istiyorum, kendisiyle olaydan sonra webcam vasıtasıyla görüştüm. Şu an iyi, nefes alabiliyor. Yoğun bakımdan çıkalı epey oldu zaten. Fakat nedense yüzünde anlayamadığım bir şekil bozukluğu oluşmuştu, yuvarlak şeklinde mi desem bilemedim…

    Basına sızan olay öncesi ve sonrası görüntüsü:

    Vuku Öncesi ve Sonrası