• duyuru (9)
  • emincan ve kamil (10)
  • genel (4)
  • günlük (14)
  • kompozisyon (32)
  • köşe yazısı (10)
  • msn röportajları (5)
  • neriman ile rahmi (2)
  • şiir (11)
  • teknoloji (6)
  • video (8)
  • yemek tarifi (2)
  • Bildiğiniz veya bilmediğiniz üzere çoğu cümlemin sonunda beliren bir hecedir (veya kelime) “löl”. Nedir, neyin necisidir, nerden gelir, ataları zengin midir gibi sorulara cevap verip ardından bir başka konuya değineceğim. Daha sonra pardon, yanlışlıkla değdirdim deyip ortalıktan kaçacağım.

    löl, bildiğiniz lol’un aynısı. Çoğu kimseler de bilirler. Bilmeyen varsa kendini ayıplamasın, onlar için açıklayabiliriz hemen. LOL, gavurların icat ettiği en fuzuli kısaltmalardan (abbreviation) biridir, açılımı kişiden kişiye değişebiliyor: laughing out loud, lots of loud, laugh out loud. Türkçe’ye direkt çevirince çok mantıksız olabilir, fakat kısaca msn veya muhabbet dilinde kullandığımız “:D:D:D” , “auehuaeh” , “zuaaaaa” saçmalıklarının en uslu olanıdır lol. Bunu Türkçeleştirmenin tek yolu üstüne iki nokta koymaktı, ben de koydum. Çok ciddi adam olduğumdan değil, ama ciddiyeti sevdiğimden az ve öz tebessüm ifşa ediyorum cümlelerin sonunda, eğer gerekiyorsa. Eğer ben bir cümlenin sonuna ‘löl’ koymadıysam, o cümle dikkate alınmalı demektir. Diğer türlü bi zibidilik arayabilirsiniz. İsterseniz hiçbir şey yapmayın, banane ki. löl.

    Bu kısa basınımsı açıklamadan sonra değineceğim nokta şudur ki, benim haricimde benden görüp de ‘löl’ deyimini kullanan insan sayısında artış olmasıdır. Böyle durumlarda Tarkan duygularım kabarıyor ve yakalarsam öperim durumuna giriyorum artık. Tamam, ben orjinal bir şey kullanmıyorum. Var olan bir şeyi kendime göre fuzuli formatta kullanıyorum. Ancak ve sancak bari bu noktada kendimiz bir şeyler üretelim modundayım. He, öte yandan, sırf ben kullanıyorum diye bana cevap yazarken “löl” yazmak zorunda değilsiniz, sempatik de olmuyor, valla billa. Benim cümlelerime “löl” ile cevap veren kişilere değdiresim geliyor bu yazdıklarımı, hiç de kibar olamıyorum öyle durumlarda. İçime İbrahim Üzülmez kaçıyor. Hayır, Tarkan’la beraber değil. Önce “ooo piti piti” yapıyorlar kendi aralarında, kim çıkarsa o kaçıyor.

    Hepsi bu kadar. Umarım bu yazının sonuna kadar gelip zaman kaybına uğramamışsınızdır.
    Sevgiler.

    Not: Hepsi şakaydı, istediğinizi yapın. löl.




    İkinci ve son 30 kişiye sordum: hayatınızde Emin Buğra Saral nedir? diye. Aslında amaç yazdığım sistemi denemekti. Sonuçta açığa çıkan cevaplar (düşünceler) karışık olarak aşağıda listelendi. Ben de kimin hangisini yazdığını bilmiyorum açıkçası, sadece tahmin edebiliyorum :)

    “Liseyi anımsadığımda aklıma gelen ilk insanlardan ve düşünmek bile güldürüyor beni. Lise dönemimde neşe kaynağımdın :D Uzak kaldığımız bunca sene içinde eminim değişmişsindir ama bence hala eskisi kadar özel bir insansın”

    “Tanımıorum ama twitlerini okuyunca cok eglenceli bulup followladığım insan :)”

    “Valla ne bileyim şey mırın kırın kem küm… Bir gün tanıdım kanka dedim ne biliim çok cana yakın çok ii niyetli bir arkadaş…:):)”

    “Zeki… PC uzmanı, yarınların büyük adamlarından birisi… Manevi evlat olarak kendisini çok severiz Başarıları daim olsun.”

    “Yeni tanıştık ama ben senin çok eğlenceli ve komik bir insan olduğunu düşünüyor hatta keşke arkadaş olabilme isteğimi sana söleyebilsem diyordum. Yakında “benim de güzel misketlerim var arkadaşlık yapabiliriz” diyebilirim ama garip karşılanabilir elbet. Bunu belirtmek için bu fırsatı değerlendiriyim bari.”

    “Yaratıcı, değişik, yeni bir anadolu ihtilali gibi zamanla daha da olgunlaşıp yerini bulacaktır diye düşünür nedim abin…”

    “de’lere takılan arkadaşım :D bana asılan kardeşim:P her ne olursa olsun dünyanın en neşeli insanısın senin bu halini seviyorum:)”

    “Cümle 1: Onunlayken ağzım Batman’deki Joker gibi olabilir, gülebilirim. Cümle 2: Konuşmaktan zevk alırım çünkü zekidir. Cümle 3: Ot idi o, ot. Bildiğin ot idi. İdi, ot idi. İdiot idi… :)”

    “Açıkçası pek tanımıyorum ama, ufak tefek facebook muhabbetlerinden edindiğim izlenimlere dayanarak, rahat ve eğlenceli biri olduğunu düşünüyorum. Enteresansın Emin =)”

    “Emin Buğra Saral yaratıcıdır. (Hümme hâşa, o anlamda değil tabii) Emin Buğra Saral pratik zekası yüksek birisidir. (Laf yemez, sörf tabii ki yer) Emin Buğra Saral karizmatiktir. (Akıl almaz, akıl verir)
    Farklı bir adamdır. Farklı olmayı üretici olmak üzere kullanmayı çok hızlı öğrenmiş bir adamdır. Bilmediğini bilene merakla yaklaşıp, bildiklerini henüz bilememiş olanlarla zaman kaybetmek istemeyen bir ‘akıllı bencil’dir.”

    “cana yakın güleryüzlü”

    “Gerçek bir leo gerçek bir leo gerçek bir leo”

    “Emin Buğra Saral bundan 3-4 yıl önce tanıdığım kaliteli kişiliğe sahip başladığı işte en iyisine ulaşmayı hedefleyen bilgisayar programları üzerınde ve net ortamındakı gelişmelerde çok iyi olan fakat online oyunlar düzeyinde tamamen fiyasko olan Trabzonlu has karadenizli arkadaşımdır… not: delikanlıdır efendidir… dip not: cok konuşur…”

    “İleride ortak çalışabileceğim yazılımcı arkadaşlarımdan birisidir. Ayrıca paintballdaki yeteneksizliği özgüvenimin yerine gelmesini sağlamıştır.”

    “Eğlenceli bir arkadaşım. Yazdıklarını genelde takip ediyorum gerçekten ilginç :) Olağan bir insan olmadığına inanıyorum :)”

    “Şisede tanıdığım normal üstü insanlardan biridir kendisi ruh halini çözmekte en çok zorlandığım insan ama birbirimizden hoşlaştığımızdan eminim hiç unutamıcağım şey o iğrenç esprilerin, derste sürekli beni kesişin ve herşeyime bi laf edişin kalbimizdesin ebs:):)”

    “Emin Bugra Saral’ı, hayatımda görmedim çok neşe dolu bir insana benziyor internet aracılığıyla tanıştık Counter Source :D biraz deli biraz duygusal olsa da her zaman iyi kalpli oldugu ortada (:”

    “Dürüst kişiliği, saygılı davranışları, bilgili, yetenekli istediğini yapabilecek üstün zekasıyla sevdiğim bir kardeşimdir. böyle olmasının devamını cani gönülden diler hayatında başarılar dilerim.”

    “:))emincim elim löl yazmak için klavyeye gidiyor, gülmekten ölüyorum, tespitler harika, zırvalar çok başarılı.. :)))”

    “Can simidi. Her an tahrik edilebilir. Çirkinliğine rağmen sssseexxxyyyyyy:P”

    “Paylaştıklarıyla çoşturan, hayata farklı bakış açılarıyla bakmamı saglayan komik, karizmatik, sempatik biri :)”

    “Hayatıma tiyatro kulubü sayesinde girdi. Bir şeye ihtiyacı olursa yardımcı olabileceğim kadar yakındır. Orta halli bi yeri var hayatımda”

    “Buğra; en mutsuz olduğunuz zamanda bile sizi o inanılmaz enerjisi ve pozitifliği ile; kimsenin kolay kolay aklına gelmeyecek kelime oyunlarıyla yazdığı cümlelerle ; yüzünüzde kocama gülümseme bırakacak inanılmaz bir genç adamdır. O tam bir deli; aynı zamanda korkunç bir zeki adam.. Her sabah onu takip etmek ve güne onunla başlamak başdöndürücü…”

    “Kardeş…”

    “İyi yerdedir güzel yerdedir hoş yerdedir ama faceten chatleşrken face kendisini pek sevmez ( bkz: *gece onla uyudm desem :d* ) cümlenin 1000 kere buğraya iletilmesi ilginç.”

    “Akıllı yatırımdır kendisi. ”löl” kelimesinin yaygınlık kazanmasının sebebidir. Bi de maşallah çok zekidir, zehir gibidir.”

    İyisin hoşsun. Renkli bi kişiliğin var gibi. Hayatımda yerin hım sanırım bi tivitır sayfası ve emesen kişilerinden biri olarak sınırlı değil gibi gibi.”

    “Tanışmamız CS:Source sayesinde oldu. Komünitede gördüğüm en matrak en neşeli ve komik kişiliktir EBS a.k.a Rahmetli (:”

    Alfabetik olarak kimler düşünce bırakmış:
    Ahmet Sarıalioğlu, Ammar Çeker, Armağan Ünal, Ayşegül Erdoğan, Begüm Yurttaş, Burcu Altıntaş, Büşra Çelik, Dilara Özegeli, Eda Hns, Emrah Oktay, Esra Onaylı, Ezgi Yegek, Gizem Oluş, Halil Bayram, Kamil, Müzeyyen Oral, Merve Şimşek, Murat Çeliktaş, Nazlı Ümit, Nedim Saral, Nursema Ceylan, Orhun Ertürk, Pelin İnce, Ramazan Tepe, Suzan Mert, Tolga Temürtürkan, Ümit Öztürk, Yasemin Yüksel, Yusuf Küçükosman

    Herkese fikir paylaşımı için teşekkürler.




    Zamanında yazdım da, pek kaale alınmadı. Mektubun burada saklı kalmasını istedim:

    Sen de, ben de biliyoruz senin gibi biriyle ömrüm boyunca tanışamayacağım. Senin gibi birini dahi aramayacağım. Bulamayacağımı bildiğimden dolayı. Bu durum, sen gittikten sonra değerini anlamak değil. Sen varken de değerini biliyordum, saçma sapan şeylerin bahanesine sığınarak senden kaçmaya çalıştım. Hala senin inanamadığın sana yetmediğim duygusu bütün sebep. Ne senin kıskançlığın ne de olayları abartışın. Çünkü sen de ben de biliyoruz ki senden anlayışlı olan biriyle hiçbir zaman karşılaşmayacağım, karşılaşamayacağım. Öyle derin bir özlem olacak içimde şu an olduğu gibi. Güya, başka sevgililer, yaşıtım zeka özürlüler seni bana unutturacak diye bir fikrim var. Ama ne seni unutmak istiyorum, ne de unutmak için birlikte olduğum kişiler senden bir gramı yüreğimden atıverirler. Sana geri dönmemek için başka birini buldum, sevmediğim, ve kesinlikle sevmeyeceğim. Yine hayatımı berbat edeceğim, yine gereksiz insanlarla sonunu bildiğim yolculuğa çıkacağım…

    Seni hep özlüyorum, başkasını öperken gözlerinde hala seni arıyorum. Sonumuzun olmadığını bildiğimden sürekli bir korku vardı içimde. Sürekli seni bir gün kaybedeceğime dair. Bunun kendiliğinden olmasını bekleyememek gereksiz yere fuzuli şeyleri sıkıntı etmeye başlattı. Ben senin gözlerine bakıp hiçbir zaman seni sevmiyorum dahi diyemem. Bir kere, sen git diye neredeyse diyecektim, ki tüm içtenliğimle biliyorum senden soğumamıştım bile onları söylerken…

    Tüm bunları artık içtenlikle yazabilmemin en güzel yanı bir daha birlikte olamayacak olmamızı bilmem. Ne ben geri döneceğim, ne de sen. Saçmalıklarıma yeni birini ekleyerek, seni upuzun bir süre daha sevmeye devam edeceğimi biliyorum. Zaten kısacık ömrümde iki kere aşık oldum. Ve gururlar söyleyebilirim ki, ikincisi sendin. Üçüncüsü olur mu bilmiyorum ama her yattığımda aklıma sen gelirken, her rüyamda seninle sevişirken öyle zor ki…

    Neyse, gözlerini yormak istemezdim bu mektupla. Ne de olsa içimdekilerin yarısını dahi yazamadığım sende dalga geçer bir tebessüm yaratacak yazı oldu. Bu kadar şeyin özeti ise, seni sevdim, seni seviyorum, seni seveceğim. Sana söylediklerim değildi, kendime söylediklerimdi yalan olan. Zaten farkına vardığını da biliyorum, benden zeki biri olarak. Mutlu ol, ama sevme kimseyi beni sevdiğin gibi. Bakma sen bana, paylaşamam ki hala seni…

    Sevgiler,
    Buğra.




    konser ve konserve kelimeleri arasında bir akrabalık var mı? tüm sorular emincan’ın gankası tarafından cevap buluyor. löl.




    Çocuktum. Önce “portakalı soydum, başucuma koydum, ben bir yalan uydurdum” dedirttiler bana. Yıllar sonra bir gün, portakalın kadın göğsüyle eş anlamlı olduğunu öğrendim. “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” deyimi o zaman anlam kazandı.

    Hala çocuktum. Amcalara gösterttiler pipimi. Çıplak olma özgürlüğü o zaman aşılandı bana. Yanlış değil dediler bu yaptığımız, ben de büyüyünce kime istediysem ona gösterdim, ama suçlu ben oldum.

    Yeni yeni bazı kavramlar oluşurken “evcilik” veya “doktorculuk” oynamaya teşvik etti büyüklerim. Harem bile kurduğum olmuştu kimi zaman. Etek altlarında evcilik oynamayı o yaşlarda öğrettiler bana.

    Biraz daha büyüdüm. “Uzun eşek” oynamayı öğrettiler bana. O yaşlarda bacak aralarına girmeye başladım ben. Neyse ki ilerde eğilimim kadınlara doğru oldu. Ama kızlarla uzun eşek hiç oynayamadım.

    Büyüdüğümüzde yanlış denilen her şeyi küçükken bilinçaltıma işlediler. Hangisi doğru veya hangisi yanlış seçme özgürlüğü de tanımadılar. “Keşke hep çocuk kalsaydım” diyenleri şimdi anlıyorum.




    Bir insan düşünün, gülmeyi çok seven. Çok sıradan olurdu bu değil mi? Ama bu yazıda bahsi geçen insan, çok gülen insanları da “çok seven” sevgi pıtırcığı bir insan. Her uyandığımda acaba bir şey yazmış mı diyerek profiline gidip günün kıssasını okumak için can atar hale geldim. Sadece kendi tebessümüyle enerji saçması bir yana, kurduğu çoğu cümle farklı bir tebessüm kaynağı. Mesela: “Dünyada benim kadar tutarsız bir insan daha yoktur. Hayatta adım atmam bir daha dediğim yere koşa koşa giden, hayatta konuşmam bir daha dediğim bir insanla koşa koşa barışan; hayatta yemem içmem dediğim herşeyi ilk fırsatta mideye indiren; hayatta arayıp sormam dediğim herkesi 5 dakika sonra ışık hızıyla arayan; başka biri daha varsa; samimiyet kurmak istiyorum :)) türümüz azalıyor..:))” diyebilen kaç kişi vardır? Zaten türünün azaldığından kendi de bahsetmiş :)

    Doğanın küçük hediyelerini çok iyi değerlendiren, onlarla mutlu olmak isteyen ve bunu başarabilen Armağan, sanata da bu derece düşkün (en azından ben öyle görüyorum :p) Ruhunda bu inceliği barındırması çok hoş bir müzik beğenisi olduğunun da kanıtı. Öyle ki, her paylaştığı müzik videosu için kendinden en az iki cümle yazması o müziği dinlemeyecek olsanız bile merak uyandırıyor.

    Yazmaya hiç ama hiç üşenmediğini düşündüğüm İzmir güzeli, günün anlam ve önemini belirten hoş cümlelerini kurduktan sonra iki veya üç katı uzunluğunda bir yorum yazarak aslında içindekilerin sadece bir kısmını yansıttığını gösteriyor. Öyle bir dünyası var ki kocaman, içindekiler muhtemelen Alice’in Harikalar Diyarı ile eş değer tutuyordur. Uyurken tavşan gibi yatması, Alice’in dünyasındaki tavşanla alakasız bence. Umarım bu cümle yanlış bir şeyi ima etmemiştir :p Düşünsenize, muhterem Yücel Bey eşini böyle uyurken bile izlemekten ne kadar mutlu oluyordur. Kahkaha atmıyordur herhalde artık alıştığından dolayı :p

    Ben henüz gözlerindeki o mutluluğu yakından görme eşrefine kavuşamadım. Bu yüzden bu kadar cümlenin bile az olduğunu düşünüyorum. Ama etrafımda olan, veya olduğunu iddia eden onlarca (belki de yüzlerce) kişiden daha fazla seviyorum bu şahsı. Gerçekten. Değerini bilmeyenlerin poposuna kezzaplar dökülsün e mi :p




    - Neriman acele et, annemlere geç kalıyoruz!
    - Cehenneme giden en kısa yol zaten, geç kalma lüksümüz yok.
    - Böyle deme lütfen. O seni çok sever.
    - Evet, hele de etrafında olmadığım zamanlarda.
    - Haksızlık ediyorsun.
    - Hayır, küfrediyorum. Ama içimden.

    - Neriman çok çekici gözüküyorsun bu gece.
    - Rahmi çek ellerini, hiç halim yok.
    - Ne yani, Halim olsa ne değişecekti ki?
    - Şapkasız ilişkiye girmezdi en azından.

    - Bugün yeni bir kravat aldım Neriman.
    - Benim aldığımın nesi varmış Rahmi?
    - Onun rengi sanki uymuyordu giydiğime.
    - İç çamaşırına uyduramadığım için kusura bakma!
    - Ne dedim ben şimdi?

    - Keriman’lar bize yemeğe gelecekmiş Neriman?
    - Aman, gelmez olsun kafiyedaş olmak istediğim son mahlukat.
    - Haydaa, bu sefer ne yaptı?
    - Telefonda laflarken yemeği ocakta unuttuğumu söylemedi bilerek.
    - Bak sen terbiyesize. Biz de gece yarısı olunca ararız onu.
    - Sebep?
    - Vehbi’yi yatakta unutur.

    - Neriman, neden yüzük asık?
    - Kasıklarım da asık, tatmin olamıyorum Rahmi. Boşanmak istiyorum.
    - Haydaa nerden çıktı bu! Ne demişler? Boşanma, boşal benle.
    - Boş almayayım ben, aksine dolu lazım bana.
    - Ne yani, ben boş biri miyim ki?
    - İçin dolu ama hepsi beynine gidiyor malesef. Aşağıya uğrayan yok.




    { Neriman ile Rahmi, 30′lu yaşlarda bir çocuk sahibi evli bir çifttir. Rahmi kılıbık bir devlet memuru, Neriman ise eli maşalı bir ev hanımıdır. Hayalimde yaşayan bu ikilinin birbiriyle olan diyalogları, atışmaları ve günlük halleri seri halinde canım sıkıldıkça devam edecek.
    NOT: Diyaloglar mantıksız, gelişigüzel yazılmamıştır. Her cümle kurulmadan önce beynin sağ lobu tarafımca gerektiği kadar zorlanmıştır, belli bir anlam yüklenmiştir. }

    - Günaydın Neriman.
    - Farkındayım Rahmi.
    - Bugün solundan kalktın sanırım.
    - En azından ben kalkabiliyorum, sen onu da beceremiyorsun.
    - Bunu söylerken niye yüzüme bakmıyorsun?
    - Seni hitap almamıştım cümlede.
    - Bu imayı anlamamış gibi davranmak istiyorum. Hastayım kaç gündür.
    - Gören de prostat oldun sanacak.
    - Grip de keza çok etkili bir inhibitördür.

    - İlgini çekebilmem için jinekolog mu olmalıyım Neriman?
    - Nerden çıktı bu şimdi Rahmi?
    - Üç gündür Elizabeth’le aldatıyorum seni, bir kere bile kıskandığını görmedim.
    - Kumamı seviyorum, ne yapabilirim.
    - Elbet bir gün siz birbirinizi severken ben de ortalıkta olurum.
    - Elbet.

    - Bugün birlikteliğimizin ilk yıldönümü Neriman, çok heyecanlıyım.
    - Ben de Rahmi. Ne aldın bana hediye olarak?
    - Sana bir şey almadım ki, kendime aldım.
    - Nasıl yani?
    - Sana bir yıl boyunca katlanabildiğim için kendime bu plaketi armağan ediyorum.
    - Bu anı ölümsüzleştir bence, fotoğraf da çekil. En azından çocuğumuz ilerde babasının yüzünü hatırlasın.
    - Nasıl yani?
    - Hiaaytt!..

    - Çoraplarım nerde Neriman, bulamıyorum.
    - En son, gece ağzına sokarken görmüştüm.
    - Yutmuş olabilir miyim?
    - Hayır Rahmi, horlama basıncın onun üstesinde gelmişti merak etme.
    - Uyurken bile zorlukların üstesinden geliyorum hatun.
    - Muktedir erkeksin Rahmi, ne diyeyim.

    - Haftasonu pikniğe gidelim mi Neriman?
    - Cuma günü bakarız Rahmi.
    - E bugün Cuma değil mi?
    - Cumalar bitmez, vatan bölünmez.
    - Yaşasın Türkiye, ben gidip bayrağı asayım apartmana.
    - Aferin.




    Bu yazıda ben varım, ama benim cümlelerimle değil. Başkalarının hayatında Emin Buğra Saral‘ın yeri nedir diye merak edenler için, msn‘de çoğunlukla gerçek hayattan tanıdıklarıma sordum: “Emin Buğra Saral’ın hayatındaki yerini en fazla üç cümleyle yazabilir misin?” diye. Kimi kale bile almazken bu soruyu, kimileriyse içinden geleni objektik olarak yansıtabildi. Şu an aklına bi şey gelmediğini söyleyenlerin ise sayısı bir hayli fazla.

    30 insanın kendi sözleriyle, onların hayatındaki yerim:
    “Deli dolu acayip kıyak bir vatandaş. Biz ona ‘deli Emin’ diyoruz. Ailecek izliyoruz.”

    “Kendisiyle Netlog denen iğrenç bir sitede tanışmıştık, benim arkadaşlık teklifi yolladığım/mesaj attığım/sataştığım az sayıda insandan biridir ve bunların hepiciği gibi uzun yıllardır görüşüyoruz. ÖSS döneminde birlikte ders çalışalım filan gibi olaylara girip hayalkırıklığına uğrattığım neşeli, enercik filan bir insandır. Sofi çocuklarıyız fekat o seksomanyak bense alkoliğim.”

    “Hayatımda tanıdığım en çılgın ve en yaratıcı insanlardan biri.”

    “Sen benim için çok değerlisin Emin, valla bak. Dürüstsün, insanları yargılamıyosun, beni önemsediğine de inanıyorum. Bi de kardeş olarak kayıtlıyız benim de hiç kardeşim yok malum o boşluk doluyo bak :P”

    “Senden ne kaçabilcek yürek ne de sana yaklaşabilcek kadar cesaretim var.”

    “Scheme’den F’i görüp D’yi almak kadar.”

    “O bir ebs, her bir fotoğrafı olay, her bir yorumu skandal! Coderlığı, projelere yaptığı asi çıkışlarının yanısıra yardımseverliğiyle de göz dolduruyor.”

    “Ben senden ne zaman yardım istesem hiç reddetmedin. Ondan dolayı benim için değerlisin ama kişiliklerimiz ve yaşadığımız hayat birbirinden çok uzak. Benim için inanılmaz garipsin. Keşfetmek isterdim :D”

    “Vefakar, rahmetli.info, Laz.”

    “Bazen iyi bir dost, bazen dayanılmaz bir diş ağrısı gibi.”

    “Zeka ve geyiğin php diliyle kodlandığı, ukalalığını ehlileştirmesi durumunda pek daha hızlı ilerleyecek Zat-ı Muhterem kişisi.”

    “Hafif dengesiz. Genelde boş işlerin adamı. En önemlisi adam gibi adam ve dost.”

    “”Kötüden geri kalan.”

    “Adam gibi insan.”

    “Öylesine bir insan işte aq.”

    “İyi dostlarımdan birtanesi.”

    “Düşüncelerindeki incelikle zeki, yeri geldiğinde ciddi ve komik olmasını bilen, özgür karakterli bir genç.”

    “Emin Buğra Saral adı bile beni güldürmeye yetiyor :) Yaratıcı olması ve yaptıklarında çok iyi olması onu iyi bir yere getirecek. Hatta bir Talk Show yapsa tutar diye düşünüyorum :)”

    “Emin Buğra Saral her zaman işim düşen, sabırla cevap veren birisin. Benim için edebiyatım zayıftır ama benim hayatımda kurtarıcım olarak diyebilirim, çalıştığım zamanlarda.”

    “Bazen kendi kafasında oluşturup da inandığı şeylere takılı kalmasa aslında kendisinden başkasına zarar vermediğini görebilecek kapasitede bir herif ama inatla bunu yapmaktan da garip bir zevk alıyor. Kendi hayatına göre belli bir duruşu olan ama bu duruşun içini doldurmak içinde elinden geleni yapan, ama yeri gelip de zor bir duruma düştüğünden ilk vazgeçtiği kendisi olan bir insandır Emin.”

    “Rahatsız.”

    “Am. Göt. Meme. :D”

    “Bilgisayar ve Apple hakkında sorun yaşadığımda ilk danışacağım, tiyatro sebebiyle fazla bir medeni cesareti olan Tranzonsporlu kişilik.”

    “Okula yeni geldiğim zaman ilk o vardı yanımda. Her sorunuma koşmaya çalıştığı için hep güven verdi. Ve şimdi o hala yanımda, iyi ki varsın Emin Buğra Saral!”

    “Bazen tek bi hareketinle bütün moralimi altüst edip sorasnda tek bi hareketinle gönlümü alıyosun:D Nasıl başarıyosun bilmiyorum:D Benim en ilginç arkadşım olduğun kesin.”

    “Bu sanalda tanıyıp da öz kardeşim gibi sevdiğim tek insan. Hayat şartlarında ayrı olsak da onun yeri bir başka ve ona ablalık yapamasam da dualarım hep onunla. Bu sanalda kıskandığım tek kişi de diyebilirim (tabi önceden :p)”

    “Dengesizlik. Hayal kırıklığı. Ama her şeye rağmen seni tanıdığım için mutluyum çok.”

    “Asla önceliklerini doğru sıralayamayan ve sürekli pişmanlık içinde yaşayan bir adam. Benim için değerli ama inandırıcılığını kaybetti samimiyeti konusunda.”

    “Sıradışı. Deli. Komik. Bir de iltifat ediosun bol bol moral veriyo :)”

    “Yüz yüze gayet samimi ama mesafe girince çabuk soğuyabilen bi karekter.”

    Hangi cümleyi kim yazdı bilmesek de, her kimseniz alfabetik sıraya girin uleyn!:
    Akif Mete, Ali Saral, Asım Recep Büyük, Banu Kurtkaya, Belde Küçükyılmaz, Büşra Gizem Güvensoy, Deniz Tolga Balta, Dursun Yıldırım, Enver Engin Karalar, Fatih Turan, Fatih Ünal, Fulya Yeşiltaş, Harika Özhalepli, Hande Kural, Hasan Basri Çelebi, Hilmi Emre Efendioğlu, İsmail Erdem Sırma, Kıymet Duru, Merve Bayram Çavuşoğlu, Merve İncekabak, Merve Sümeyye Öztürk, Orhan Can Ceylan, Roza Gizem Kamiloğlu, Semra Kapıcıoğlu, Songül Gümüş, Talat Berk Afşin, Tayfun Arslantürk, Tansu Gencel, Tuğçem Yalçın, Yenal Saral

    Peki, ya ben ne düşünüyorum?:
    Bu cümlelerin hepsini kendim bir kompozisyon halinde yazsaydım eğer muhtemelen hayatımın özetini çıkarmış olurdum. Laz olduğumun düşünülmesi dışında tabi, gayet Türk’üm :) Kimileri için bir Scheme’den ibaret olmak, kimileri için sorularının cevap noktasında durmak, kimileri için ilkyardım çantası olmak, kimileri için muhabbet arkadaşı olmak bir yana, beni mutlu eden tek şey birkaç cümlede dost diye anılmak. Objektif yorumlarından dolayı üstte adı geçen herkese teşekkür ediyorum…

    Ben de ismimle bu listede olmalıydım, “hayatımda yerin ve hakkında düşüncelerim var” diyorsanız e-posta adresim emrinize amade: ebs@rahmetli.info




    “”Rodrigo Polo tarafından yazılan eklentini ile sitenizde (blogunuzda) istediğiniz gibi video kullanabilirsiniz. İsterseniz YouTube’tan bir videoyu paylaşır, isterseniz sitenize yüklediğiniz bir videoyu gösterirsiniz. Hem de keşfetmeniz gereken birçok güzel özellikle birlikte.

    Eklentinin Adresi:
    http://wordpress.org/extend/plugins/stream-video-player/

    Eklentinin Özellikleri:

    • iPad, iPhone, iPod Touch, WPTouch, MobilePress, YouTube ve beslemeler ile uyumlu.
    • Herhangi bir video için embed (katıştırılabilir) kodu oluşturma imkanı.
    • Altyazı kullanma imkanı.
    • Sosyal sitelerde paylaşma ile birlikte video adresini paylaşma imkanı.
    • Pseudo streaming tekniği sayesinde video üzerinde farklı şekillerde erişim seviyesi belirleme
    • JW Media Player sayesinde tema kullanma imkanı. Hem SWF hem de XML-PNG temalarını kullanabiliyor.
    • Video oluşturma için gerekli olan tüm yazılımlar bedava.
    • JW Media Player eklenti desteği
    • 100% Standart kodlama
    • Türkçe dahil birçok dilde kullanma imkanı.

    Ekran Görüntüleri:

    Eklentiyi ben de bundan sonra bu blogda kullanmaya başlayacağım.
    Öte yandan eklentinin Türkçe çevirisini yaparken, kullanılan ‘terim’lerden dolayı pek kolay olmadı, eğer çeviride hata olduğunu düşünüyorsanız lütfen buradan iletişime geçiniz.