blog anasayfa

  • duyuru (9)
  • emincan ve kamil (10)
  • genel (4)
  • günlük (14)
  • kompozisyon (32)
  • köşe yazısı (10)
  • msn röportajları (5)
  • neriman ile rahmi (2)
  • şiir (11)
  • teknoloji (6)
  • video (8)
  • yemek tarifi (2)
  • Şu an günlük kategorisini görüntülüyorsunuz



    Bu yazıda ben varım, ama benim cümlelerimle değil. Başkalarının hayatında Emin Buğra Saral‘ın yeri nedir diye merak edenler için, msn‘de çoğunlukla gerçek hayattan tanıdıklarıma sordum: “Emin Buğra Saral’ın hayatındaki yerini en fazla üç cümleyle yazabilir misin?” diye. Kimi kale bile almazken bu soruyu, kimileriyse içinden geleni objektik olarak yansıtabildi. Şu an aklına bi şey gelmediğini söyleyenlerin ise sayısı bir hayli fazla.

    30 insanın kendi sözleriyle, onların hayatındaki yerim:
    “Deli dolu acayip kıyak bir vatandaş. Biz ona ‘deli Emin’ diyoruz. Ailecek izliyoruz.”

    “Kendisiyle Netlog denen iğrenç bir sitede tanışmıştık, benim arkadaşlık teklifi yolladığım/mesaj attığım/sataştığım az sayıda insandan biridir ve bunların hepiciği gibi uzun yıllardır görüşüyoruz. ÖSS döneminde birlikte ders çalışalım filan gibi olaylara girip hayalkırıklığına uğrattığım neşeli, enercik filan bir insandır. Sofi çocuklarıyız fekat o seksomanyak bense alkoliğim.”

    “Hayatımda tanıdığım en çılgın ve en yaratıcı insanlardan biri.”

    “Sen benim için çok değerlisin Emin, valla bak. Dürüstsün, insanları yargılamıyosun, beni önemsediğine de inanıyorum. Bi de kardeş olarak kayıtlıyız benim de hiç kardeşim yok malum o boşluk doluyo bak :P”

    “Senden ne kaçabilcek yürek ne de sana yaklaşabilcek kadar cesaretim var.”

    “Scheme’den F’i görüp D’yi almak kadar.”

    “O bir ebs, her bir fotoğrafı olay, her bir yorumu skandal! Coderlığı, projelere yaptığı asi çıkışlarının yanısıra yardımseverliğiyle de göz dolduruyor.”

    “Ben senden ne zaman yardım istesem hiç reddetmedin. Ondan dolayı benim için değerlisin ama kişiliklerimiz ve yaşadığımız hayat birbirinden çok uzak. Benim için inanılmaz garipsin. Keşfetmek isterdim :D”

    “Vefakar, rahmetli.info, Laz.”

    “Bazen iyi bir dost, bazen dayanılmaz bir diş ağrısı gibi.”

    “Zeka ve geyiğin php diliyle kodlandığı, ukalalığını ehlileştirmesi durumunda pek daha hızlı ilerleyecek Zat-ı Muhterem kişisi.”

    “Hafif dengesiz. Genelde boş işlerin adamı. En önemlisi adam gibi adam ve dost.”

    “”Kötüden geri kalan.”

    “Adam gibi insan.”

    “Öylesine bir insan işte aq.”

    “İyi dostlarımdan birtanesi.”

    “Düşüncelerindeki incelikle zeki, yeri geldiğinde ciddi ve komik olmasını bilen, özgür karakterli bir genç.”

    “Emin Buğra Saral adı bile beni güldürmeye yetiyor :) Yaratıcı olması ve yaptıklarında çok iyi olması onu iyi bir yere getirecek. Hatta bir Talk Show yapsa tutar diye düşünüyorum :)”

    “Emin Buğra Saral her zaman işim düşen, sabırla cevap veren birisin. Benim için edebiyatım zayıftır ama benim hayatımda kurtarıcım olarak diyebilirim, çalıştığım zamanlarda.”

    “Bazen kendi kafasında oluşturup da inandığı şeylere takılı kalmasa aslında kendisinden başkasına zarar vermediğini görebilecek kapasitede bir herif ama inatla bunu yapmaktan da garip bir zevk alıyor. Kendi hayatına göre belli bir duruşu olan ama bu duruşun içini doldurmak içinde elinden geleni yapan, ama yeri gelip de zor bir duruma düştüğünden ilk vazgeçtiği kendisi olan bir insandır Emin.”

    “Rahatsız.”

    “Am. Göt. Meme. :D”

    “Bilgisayar ve Apple hakkında sorun yaşadığımda ilk danışacağım, tiyatro sebebiyle fazla bir medeni cesareti olan Tranzonsporlu kişilik.”

    “Okula yeni geldiğim zaman ilk o vardı yanımda. Her sorunuma koşmaya çalıştığı için hep güven verdi. Ve şimdi o hala yanımda, iyi ki varsın Emin Buğra Saral!”

    “Bazen tek bi hareketinle bütün moralimi altüst edip sorasnda tek bi hareketinle gönlümü alıyosun:D Nasıl başarıyosun bilmiyorum:D Benim en ilginç arkadşım olduğun kesin.”

    “Bu sanalda tanıyıp da öz kardeşim gibi sevdiğim tek insan. Hayat şartlarında ayrı olsak da onun yeri bir başka ve ona ablalık yapamasam da dualarım hep onunla. Bu sanalda kıskandığım tek kişi de diyebilirim (tabi önceden :p)”

    “Dengesizlik. Hayal kırıklığı. Ama her şeye rağmen seni tanıdığım için mutluyum çok.”

    “Asla önceliklerini doğru sıralayamayan ve sürekli pişmanlık içinde yaşayan bir adam. Benim için değerli ama inandırıcılığını kaybetti samimiyeti konusunda.”

    “Sıradışı. Deli. Komik. Bir de iltifat ediosun bol bol moral veriyo :)”

    “Yüz yüze gayet samimi ama mesafe girince çabuk soğuyabilen bi karekter.”

    Hangi cümleyi kim yazdı bilmesek de, her kimseniz alfabetik sıraya girin uleyn!:
    Akif Mete, Ali Saral, Asım Recep Büyük, Banu Kurtkaya, Belde Küçükyılmaz, Büşra Gizem Güvensoy, Deniz Tolga Balta, Dursun Yıldırım, Enver Engin Karalar, Fatih Turan, Fatih Ünal, Fulya Yeşiltaş, Harika Özhalepli, Hande Kural, Hasan Basri Çelebi, Hilmi Emre Efendioğlu, İsmail Erdem Sırma, Kıymet Duru, Merve Bayram Çavuşoğlu, Merve İncekabak, Merve Sümeyye Öztürk, Orhan Can Ceylan, Roza Gizem Kamiloğlu, Semra Kapıcıoğlu, Songül Gümüş, Talat Berk Afşin, Tayfun Arslantürk, Tansu Gencel, Tuğçem Yalçın, Yenal Saral

    Peki, ya ben ne düşünüyorum?:
    Bu cümlelerin hepsini kendim bir kompozisyon halinde yazsaydım eğer muhtemelen hayatımın özetini çıkarmış olurdum. Laz olduğumun düşünülmesi dışında tabi, gayet Türk’üm :) Kimileri için bir Scheme’den ibaret olmak, kimileri için sorularının cevap noktasında durmak, kimileri için ilkyardım çantası olmak, kimileri için muhabbet arkadaşı olmak bir yana, beni mutlu eden tek şey birkaç cümlede dost diye anılmak. Objektif yorumlarından dolayı üstte adı geçen herkese teşekkür ediyorum…

    Ben de ismimle bu listede olmalıydım, “hayatımda yerin ve hakkında düşüncelerim var” diyorsanız e-posta adresim emrinize amade: ebs@rahmetli.info



    Fizik vs Scheme

    Kendini bildiğini sandığı şeylerle kandıran gençlerle bazen aynı kefeye konulduğumu hissetmek dahi üstümde pozitif enerji bırakmıyor. Beni bilenler bilir hani, bulunduğum çevrede hoş bir enerji bırakmak isterim. (Sanırım ailemle böyle olmadığını kendileri yüzüme vurmakta) Basit kalıpları karmaşık felsefeler haline getirip ortaya sunmak artık 20 yaş altının vazgeçilmezi oldu sanırım. Her hıyarım var diyene tuzu alıp koşmuyor bu kimseler, hıyarı kendi kişiliklerine yakın seçmeye çalışıyorlar. ‘Çalışmak’ eylemini gerçekleştirdiklerini sanıp o tebessümle aslında her hıyarın bir hıyar olduğunu farketmeden tadına bakmaya başlıyorlar.

    Aman, saat 2.47 olmuş durumda. Aklımdakileri cümle haline getirip yazamıyorum bile, ne kadar çok şey geçiyor olsa da. Lafın özü şu ki, o bahsi geçen gençler hala “uyusun da büyüsün” modundalar. Uyutulunca büyüyene ben pek rastlamadım henüz. En büyük örneği Türkiye sanırım. Det, siyaseti hiç sevmem, blogumdan uzak dursun bre.

    Kişisel sorunlarımı üstü kapalı şekilde belirttikten sonra sadede geleyim. Tek amacım uzun süredir bir şeyler yazmadığım bloga bir yazı eklemek. Birkaç gündür belli başlıkları not alıyordum aslında, değinmek üzere. Ama gel gör ki not aldığım kağıdı bulamıyorum :) O yüzden kafadan savma bir girişle girdim (devrik bir cümle mi oldu ki bu?). Her neyse, bu günlerde okul pek haz vermiyor. Physics’ten şimdiden kalacağımı hissediyorum. Comp’ta fuzuli yere zaman kaybettiğimi düşünüyorum, ki ödevler birçok şey katmak yerine götürmekte. En önemlisi de zaman. Hım, sanırım bilgisayar başında geçirilen zamanı artık lab’larda geçirmem gerekiyor. Belki biraz olsun tasarruf etmiş olabilirim. Niye size anlatıyorum ki?

    Kısacası, bu aralar biraz stresli ve mutsuzum. Kafamda binbir türlü şeyler dönüyor… Dönme dolap, dur durduğun yerde. Adam ol az, madam!

    Herkese kucak dolusu sevgiler. Sevgiyle karın doymaz diyenlere bacak dolusu gelsin.



    Şiir Yarışması 2009

    Vuuhuuu, büyük bir can sıkıntısı vardı içimde son birkaç gündür. Ne yapsam, ne etsem acep (acaba) diyerek ortalıkta, daha da önemlisi internette dolaşıyordum. Sonra Gugıl (Google) Amca’ya bir soru soruverdim: “2009 şiir yarışması”

    Çıkan sonuçlardan biri www.siir2009.com idi. Kitap Yayıncılık bünyesinde düzenlenen yarışmaya son katılım tarihi 15 Eylül 2009 olunca, “hımmm” diye AKP‘ye yönelik bir tavırda bulundu kafam. 10 TL imiş şiir başına katılım bedeli, varsın gitsin. Gideceği yer de sonuçta Evimizdeki Okul Derneği idi. Batıyoruz Sevgilim adlı şiiri yollayıverdim, yenisini yazmaya uğraşamayacağım için. Bol şanslar dileyen bir e-posta ile cevap yazdılar. Şans?

    Şans deyince sanırım birbirinden değerli jüri üyeleri kura yoluyla iyi şiirleri seçecek diye düşünüverdim birden. Sanırım sadece iyi dileklerini iletmek adına öyle bir cümle kuruverdiler. Madem öyle, bol şanslar bana.

    Yarışmada amacım sonuncu olmamak sadece. O bile aslında büyük bir başarı sayılır benim için. Geçtiğimiz senelerde bir forumun yarışmasında adını hatırlamadığım iki kıtalık bir şiirle 200 küsür yarışmacının arasında 8. olmuştu şiirim. Onun şans eseri öyle olduğunu düşünmüştüm aslında. Öte yandan, şiirin uzun olmasının bir yarar katmadığını görmüştüm. Az ve öz olması, duyguları 12′den vurması kafi. Zaten eğer içinizden geliyorsa yazılan şiir, 12′den vurulmuş demektir…

    Katılan tüm şiirler bir kitapta toplanacakmış. Güzel bir hatıra olacağına inanıyorum o açıdan. Sonuçlar 3 Ekim’de açıklanacakmış, hadi hayırlısı.
    Bu arada, sevgiler…



    Uzunca bir zaman oldu bloga birşeyler eklemeyeli. Son eklediğimi de silmiştim. İki günde oluşan, iki günde silinir mantığı her ne kadar geçerli olmasa da zorunlu bir eylem gibi oldu :/ Her neyse, Trabzon’dayım. Bazılarına göre Of’ta. Günlerim sıkıcı geçiyor. Daha doğrusu ‘çok’ sıkıcı geçiyor. Neyse ki, PHP kodlamayla uğraşıyorum. Tüm günümü alıyor diyebilirim uğraştığım zamanlarda. Ara vermeye de gelmiyor ki…

    İlk önce Contact Form yaptım, sonra onu birazcık geliştirdim. Sonra fonksiyonlarda kendimi geliştirmek adına Simple Chat’i yaptım. Simple derken, iş olsun diye söylemiyorum dikkatinizi çekerim. Gerçekten ikisi de çok çok basit uygulamalar. Arayüzü geliştirmek adına ilerde Javascript dili öğrenmem gerekiyor açıkçası. Düşündüklerimi yansıtamıyorum çoğu zaman. Tıkandığım yerlerde bana hatalarımı söyleyen, ve Master diye andığım Hilmi Emre Efendioğlu’na çok çok teşekkür ediyorum. Hatalarımı söyleyip ipucu veren fakat düzeltmeyen tavrıyla, kendimi geliştirmeme yardımcı oluyor. Şimdi yavaşça ilerleyip SQL öğrenmeye bağlayacağım. Bu kodlama mevzusu gerçekten çok yoruyor. Fizik bir yana, zihinsel anlamda özellikle. Bu yüzden, gerçek anlamda programcılık yapan herkese kolaylıklar diliyorum :)

    Denize henüz bir kere gidebildim. Güya buraya geldiğimde her gün denize gidecek, kafamı boşaltacaktım. Kafamı boşaltamadım, daha da doldurdum. Oy oy. Denize giremememin sebebi kötü hava koşullarıydı, yoğunluk değil. Fakat bundan sonra yoğunluk da engel olacak gibiye benziyor. Çünkü işyerinde benim durmam gerekiyor çoğu zaman artık, ve gazete tasarımı yine bana kaldı bir iki haftalığına. Hayırlısı…

    Herkese, mutlu, huzurlu, güneşli bir yaz diliyorum. Umarım yaz ile birlikte yaslar da sona erer.
    Sevgiler…



    Isn’t it nice today? Lovely sunny day, feeling the warm wind at 7 am. Trying to get into the boat on the time. Something I feel inside is hurting me deeply by the way. Couldn’t be there at 7.15 am; Next one was at 7.45. Nothing to do until that time, no need to be hurry at all: just breathe…

    After a few slow steps, I found an empty bench to sit on. Trying to think about what was going on yesterday, but I couldn’t unfortunately figure it out. Did I want a little ‘real’ care because I had a few hours before leaving city? Or did I want to be alone with her? I didn’t want to spend my time with unnecessary people beside her after waiting for her a long time. Was it what I deserved after having boring and alone hours? Maybe it was…

    I was never lucky in my relationships. Therefore, probably, I couldn’t find the one who really loves, or who can show her love. Behaviors were enough to feel the love, but not to live it. I don’t like to compare things in my life, and it’s not what I’m doing now. It’s not the talent to be able to show what you feel. On the other hand, you need to have ‘empathy’ to understand what your darling feels when he spends his ‘last’ minutes alone, without you. Of course, you cannot choose which one you must be with: friend or lover? Because you don’t have to. Just, be logical enough to set apart something. I didn’t want to give her some advice about her acts, I preferred to wait, but the result was nothing, as always…

    While thinking these and cleaning my mind, the time was 7.35 am. Stood up and walked to the boat… I felt better when leaving the Asia side of Turkey. Getting away, slowly…

    Home, home, sweet home. Lonely again. I slept for a few hours to rest a little because I can’t sleep on the train. 6 hours! I don’t know how it went in the fact, I was in shock after 2 hours probably. No, I didn’t forget her: sent a message about my exam’s score to satisfy her curiosity, and after a few hours asked her via sms if she could realize what was the problem yesterday. She didn’t tire her fingers, so I didn’t care. Ah, regretfulness about something kills me. I would like to taste what I deserved of the pie.

    Now, I don’t know what will happen next. Will we break up? Maybe… But I’m sure that it won’t be my mistake. I had enough time on the train to think with bloody eyes about whose mistake was that.



    emin buğra saral

    Yok yok, 3 saati bile geçti sanırım tiyatro oyunu. Ama bize, ve hatta seyircilere bu kadar uzun gelmedi. Biraz daha uzasaymış mı acaba?

    13 Nisan gecesi bahsi geçen Romeolar ve Julietler oyunu Koç Üniversitesinde sahnelendi (by Koç Oyuncus). Temposu sürekli yüksek olan oyunda oyuncular kadar izleyenleri de kutlamak gerekiyor çünkü her sahneyi bizimle birlikte yaşadılar. Evet, evet katılıyorum, peşpeşe olan zehir sahneleri azıcık (eccük) sıkmış olabilir. Sonuç olarak her anlamda güzel bir gece geçirdik, bu eğlenceye ortak olan herkese teşekkür ediyorum-z.

    Hım, şimdiden söylemek gerekirse oyunun ikincisi 11 Mayıs’ta yine aynı yerde oynanacak. Suyum geldi hastaneye koştuk, benzin bitti yolda kaldım yetişemedim, deprem olma riski varmış diye çadırda kaldım ve benzeri mazeretlerden dolayı gelemediyseniz kesinlikle kaçırmamanızı tavsiye ederim. Hadi bana inanmıyorsunuz diyelim, izleyenlere sorun bi… Ayrıca, oyun günü çoğu sahne doğaçlamaya girdiğinden dolayı, bir sonraki oyunu ‘tekrar’ izlemek isteyenlere ‘farklı’ bir şeyler görebileceklerini hatırlatmak isterim.

    Sevgiler.

    Not: Festival içeriğini takip etmek isterseniz, www.tiyatrogunleri.com



    MacOSX'te Firefox ekran görüntüsü

    Uzun bir süredir iMac’te MacOSX yerine Vindovs’u (bootcamp ile) kullanıyordum. Sebep, sadece bazı oyunları oynayabilmekti. Ama gel gör ki, bu yüzden Vindovs’ta fazla zaman harcamaya başladım ve arasıra açtığım MacOSX’i unutmaya başladım.
    Sonunda aklımı başıma topladım ve yeniden OS X kullanmaya başladım. Kullanmaya kullanmaya bazı klavye fonksiyonlarını unuttuğumu farkettim, ayrıca bazı şeylerin yerini unuttuğumu da farkettim. Aman Allah’ım, tam zamanında temenni geri dönüş yapmışım.

    Neden paylaştım? Çünkü mutluyum tekrar doğru yola saptığım için. :)



    This is Sparta!

    Yahu geçen günlerde evden çıkmadan önce nadiren yaptığım şeyi tekrarlayayım diyerek aynaya bakıverdim. İlk başta tanıdık gelmesem de kendime, daha sonra burnumun büyüklüğünden dolayı tanıyıverdim. Yalnız bana başka kimseleri anımsatan bir görünüme geçtiğimi hissettim. Yoksa Bilim & Teknik dergisinin inanmadığı şey gerçek olabilir miydi, evrim mi geçirmiştim? Bunlar bir muamma olarak 20 cm karşımda dururken, ‘evet’ dedim, Spartan olmuşum evrim geçirip. Bir saniye öyle nefes almayıp kendime bakınca, birden içimden ‘This is Sparta!’ diye haykırmak geldi. Bir pelerinim eksikti sanırım.

    Durup dururken kelle uçurmak, ‘Hey dostum! Sen Persli misin?’ diyerek birine dalmak istedim. Aman tanrım, benliğimi kaybetmek üzereydim. Neyse ki bu durum birkaç saniye devam etti, sonunda kendime gelebildim. Hemen, bu anı görselleştirdikten, 301. Spartan haline geldikten sonra Sarıyer’de tek ziyaret ettiğim kuaför salonuna koştum. Baktım ki bu gazla koşmak saçma, dolmuşa atladım hemen. Ayda bir kez beni gören kuafördeki abinin beni bir gün unutup tanımayacağı düşüncesi içimde bir korku olarak saklıdır ayrıca. Neyse ki, her zaman ‘Hoşgeldin, naber, nasılsın, sakalların da uzamasa buraya gelmeyeceksin’ klasik muhabbetini yapıp benliğime geri dönmeme yardımcı olan ustura darbelerini peşpeşe yumuşak, tonton yanaklarıma vuruyor.

    Artık tekrar kendim olmuştum. Bir sonraki Spartan vakasına sanırım bir iki hafta var, o zamana dek kendimi hazırlamalıyım.
    :)



    Bir şehre, bir defa veda edilir dönmemek üzere. Bir insana da öyle, eğer dönmemek üzereyse. Ardından her vedadan pişmanlık duymak, yansıttığın kişi olmamaktır.

    Nereden atladık yine insanlara? Ben bu sefer şehirden bahsetmek istiyordum oysa ki. Ne yapalım, her zaman veda denince aklıma bilinçaltındakiler geliyor. Neyse, birkaç ay oldu dönmeyeli Of’a, solumayalı havasını. Hiç düşünmezdim aslında durup dururken özleyeceğimi. Hatta, genel anlamda özleyeceğimi. Belki de kıskançlık buna sebep olmuştur. Annemler yeni gidiverdiler Of’a, hatta bunu yazarken yoldalar aslında. Ben de gitmediğim tatillere mi yanayım, yoksa şimdi kaldığım yalnızlığa mı, bilemedim. En iyisi yanmamak herhalde, yeniden yalnızlığa alışmak. Ben değil miydim, yalnızlığı daha çok seven. Evet evet, bendim ya…

    Ama, ama… Ben insanlar benimleyken yalnızlığı seven biriyim galiba. Bu yavaş yavaş açığa çıkmaya başlıyor. En iyisi hiç çıkma, sok kafanı içeriye.

    Yazıyı devamıyla birlikte oku



    Birkaç gün boyunca tasarımını bitirmeye çalıştığım www.saralailesi.com sonunda bitti. Yine WordPress kullanarak sıfırdan bir tema yapımına gidildi. Kendi blogumda kullandığım pluginlerin yanısıra daha birçok plugin kullanarak siteyi daha zengin hale getirdim. Forum için SMF kurdum, teması da Asteriks oldu çünkü adını sevdim :) Tıkandığım yerler oldu, e haliyle Emre’ye ve Fatih‘e yardım için danıştım bazen, teşekkür ediyorum onlara. Forum bilgilerini SSI kullanarak anasayfaya taşıdım. Fakat karakter uyumsuzluğundan dolayı çok fazla uğraştırdı beni. Sonunda mb_convert_encoding komutuyla üstesinden gelebildim.

    Hepsi bu, fazlasını siteye göz atarak görebilirsiniz. Umarım güzel bir iş ortaya çıkmıştır :)

    www.saralailesi.com Ana Sayfa

    www.saralailesi.com