Bildiğiniz veya bilmediğiniz üzere çoğu cümlemin sonunda beliren bir hecedir (veya kelime) “löl”. Nedir, neyin necisidir, nerden gelir, ataları zengin midir gibi sorulara cevap verip ardından bir başka konuya değineceğim. Daha sonra pardon, yanlışlıkla değdirdim deyip ortalıktan kaçacağım.
löl, bildiğiniz lol’un aynısı. Çoğu kimseler de bilirler. Bilmeyen varsa kendini ayıplamasın, onlar için açıklayabiliriz hemen. LOL, gavurların icat ettiği en fuzuli kısaltmalardan (abbreviation) biridir, açılımı kişiden kişiye değişebiliyor: laughing out loud, lots of loud, laugh out loud. Türkçe’ye direkt çevirince çok mantıksız olabilir, fakat kısaca msn veya muhabbet dilinde kullandığımız “:D:D:D” , “auehuaeh” , “zuaaaaa” saçmalıklarının en uslu olanıdır lol. Bunu Türkçeleştirmenin tek yolu üstüne iki nokta koymaktı, ben de koydum. Çok ciddi adam olduğumdan değil, ama ciddiyeti sevdiğimden az ve öz tebessüm ifşa ediyorum cümlelerin sonunda, eğer gerekiyorsa. Eğer ben bir cümlenin sonuna ‘löl’ koymadıysam, o cümle dikkate alınmalı demektir. Diğer türlü bi zibidilik arayabilirsiniz. İsterseniz hiçbir şey yapmayın, banane ki. löl.
Bu kısa basınımsı açıklamadan sonra değineceğim nokta şudur ki, benim haricimde benden görüp de ‘löl’ deyimini kullanan insan sayısında artış olmasıdır. Böyle durumlarda Tarkan duygularım kabarıyor ve yakalarsam öperim durumuna giriyorum artık. Tamam, ben orjinal bir şey kullanmıyorum. Var olan bir şeyi kendime göre fuzuli formatta kullanıyorum. Ancak ve sancak bari bu noktada kendimiz bir şeyler üretelim modundayım. He, öte yandan, sırf ben kullanıyorum diye bana cevap yazarken “löl” yazmak zorunda değilsiniz, sempatik de olmuyor, valla billa. Benim cümlelerime “löl” ile cevap veren kişilere değdiresim geliyor bu yazdıklarımı, hiç de kibar olamıyorum öyle durumlarda. İçime İbrahim Üzülmez kaçıyor. Hayır, Tarkan’la beraber değil. Önce “ooo piti piti” yapıyorlar kendi aralarında, kim çıkarsa o kaçıyor.
Hepsi bu kadar. Umarım bu yazının sonuna kadar gelip zaman kaybına uğramamışsınızdır.
Sevgiler.
Not: Hepsi şakaydı, istediğinizi yapın. löl.
Yazı Etiketleri: löl nedir
Üstteki yazı 3 Mayıs 2010 tarihinde yazılıp duyuru kategorisine konulmuş
Counter Strike Source aleminin iyi oyuncularından, GevreK rumuzuyla bilinen Tayfun Arslantürk yıllarca köpek gibi hizmet edeceğini, sadakatinin sonsuz olduğunu, gerekirse kafasını koparıp el bombası diye atacağını söylediği takımı Prof TeAm’i adını bile hatırlamadığımız ucube bir takıma satmıştır. Maç içerisinde yapılan bu satış yüzünden Prof TeAm üyelerinden MaRuL (namıdiğer Ramo) maçtan sonra GevreK’i barakada yakalayıp tecavüz etmiştir. Bu olaydan dolayı başkan olarak kesinlikle bir sorumluluk taşımadığımızı söylemek istiyorum. Geçmiş olsun Tayfun, seni çok özleyeceğiz…
Merak edenler için söylemek istiyorum, kendisiyle olaydan sonra webcam vasıtasıyla görüştüm. Şu an iyi, nefes alabiliyor. Yoğun bakımdan çıkalı epey oldu zaten. Fakat nedense yüzünde anlayamadığım bir şekil bozukluğu oluşmuştu, yuvarlak şeklinde mi desem bilemedim…
Basına sızan olay öncesi ve sonrası görüntüsü:

Üstteki yazı 5 Ağustos 2009 tarihinde yazılıp duyuru kategorisine konulmuş

Vuuhuuu, büyük bir can sıkıntısı vardı içimde son birkaç gündür. Ne yapsam, ne etsem acep (acaba) diyerek ortalıkta, daha da önemlisi internette dolaşıyordum. Sonra Gugıl (Google) Amca’ya bir soru soruverdim: “2009 şiir yarışması”…
Çıkan sonuçlardan biri www.siir2009.com idi. Kitap Yayıncılık bünyesinde düzenlenen yarışmaya son katılım tarihi 15 Eylül 2009 olunca, “hımmm” diye AKP‘ye yönelik bir tavırda bulundu kafam. 10 TL imiş şiir başına katılım bedeli, varsın gitsin. Gideceği yer de sonuçta Evimizdeki Okul Derneği idi. Batıyoruz Sevgilim adlı şiiri yollayıverdim, yenisini yazmaya uğraşamayacağım için. Bol şanslar dileyen bir e-posta ile cevap yazdılar. Şans?
Şans deyince sanırım birbirinden değerli jüri üyeleri kura yoluyla iyi şiirleri seçecek diye düşünüverdim birden. Sanırım sadece iyi dileklerini iletmek adına öyle bir cümle kuruverdiler. Madem öyle, bol şanslar bana.
Yarışmada amacım sonuncu olmamak sadece. O bile aslında büyük bir başarı sayılır benim için. Geçtiğimiz senelerde bir forumun yarışmasında adını hatırlamadığım iki kıtalık bir şiirle 200 küsür yarışmacının arasında 8. olmuştu şiirim. Onun şans eseri öyle olduğunu düşünmüştüm aslında. Öte yandan, şiirin uzun olmasının bir yarar katmadığını görmüştüm. Az ve öz olması, duyguları 12′den vurması kafi. Zaten eğer içinizden geliyorsa yazılan şiir, 12′den vurulmuş demektir…
Katılan tüm şiirler bir kitapta toplanacakmış. Güzel bir hatıra olacağına inanıyorum o açıdan. Sonuçlar 3 Ekim’de açıklanacakmış, hadi hayırlısı.
Bu arada, sevgiler…
Üstteki yazı 17 Temmuz 2009 tarihinde yazılıp duyuru, günlük kategorisine konulmuş

Hım, kişisel kategoride birbirinden iddialı onlarca blog… Aralarında göze batan biri: RahMetLi | EBS
EVET! 2009 Blog Ödülleri oylamaya açıldı.
Önce KAYDOLUN sonra OY VERİN! (lütfen)
(Beni listede bulmak için gözlerinizi yormak yerine CTRL + F veya Apple + F kombinasyonunu kullanıp ‘rahmetli’ yazmayı deneyin :p)
DİKKAT! http://2009.blogodulleri.com adresine girip üye olacaksınız, bu siteye üye olmayın!
Şimdiden parmaklarınızdan öperim :) Bu sayede ne kadar sevenim, ne kadar sövenim var anlamış olacağım :p
Vaadlerim:
- Bana oy veren (beğenip) kişiler arasından biri, eğer kazanırsam benimle tatile gelecek.
- Bana oy veren (beğenmeyip) kişiler arasından biri 50 TL değerinde Online Alışveriş Çeki kazanacak.
- Bana oy veren kişilerden birinin Facebook Grubuna üye olup 50 kişiyi beraberimde getireceğim.
- Bana oy veren kişilerden birinin bilgisayarının çökmesi durumunda bedava teknik destek vereceğim, elimden geldiği kadarıyla tabi.
E daha ne olsun!
Sen Türkiye’sin, Büyük Oyla! :p
Üstteki yazı 11 Nisan 2009 tarihinde yazılıp duyuru kategorisine konulmuş

2009.blogodulleri.com sitesiyle bö! takımı’nın organize ettiği geleneksel blog ödüllerinde, 2009 yılının kişisel kategorisinde ben de yer alıyorum. Oylama 11 – 26 Nisan günleri arasında yapılacak. O tarihlerde http://2009.blogodulleri.com adresini ziyaret edip bana oy veriyorsunuz isterseniz. Ben oylama tarihlerinde yine rahatsız edeceğim burayı yazılarımla, merak etmeyin :p
Sevgiler…
Üstteki yazı 9 Nisan 2009 tarihinde yazılıp duyuru kategorisine konulmuş
The Playing for Change Foundation
Blog page / Blog sayfası
This foundation’s mission is connecting the world through music and spread the world peace with music (The center is in USA). They build art and music schools with volunteers’ donations and they also produce their students’ music with volunteered music studios. I’d like you to watch the clip they made with street musicians all over the world. Now, they are looking for volunteers to spread the word, partners to build something together, studios to create music with. Just click on the webpage and choose one of these, please. I hope you feel the same sense while you’re watching the clip. Thanks.
Bu kurumun amacı müzikle, tüm dünyayı bir araya getirmek ve dünya barışı sağlamak (Merkezi Amerika’da). Gönüllülerin bağışlarıyla dünya çapında sanat ve müzik okulları inşa ediyorlar, ve gönüllü stüdyolarda öğrencilerinin müziklerini yaşatmalarına yardımcı oluyorlar. Dünya çapındaki çeşitli sokak sanatçılarıyla yapılan yukarıdaki klibi izlemenizi isterim. Ve, onlar, duyulmak için, birlikte yeni inşalar etmek için, müzik yaratmak için gönüllülere ve stüdyolara ihtiyaç duyuyorlar. Sadece siteye girin ve bunlardan biri olun, lütfen. Umarım siz de benim hissettiğimi hissedersiniz izlerken. Teşekkürler.
Emin Buğra Saral
Parçanın sözlerini yazının devamında (orjinalinde) bulabilirsiniz.
Yazıyı devamıyla birlikte oku
Üstteki yazı 1 Nisan 2009 tarihinde yazılıp duyuru, video kategorisine konulmuş

Ömer Akgüllü 2008 Ekim ayında 30′a yakın bir kitleyle Koç Üniversitesinde tiyatro provalarına (ya da derslerine) başlamıştı. Aylar ilerledikçe hem kendimizi keşfediyor hem tiyatro adına bir şeyler öğreniyorduk. Birkaç ay öncesine, etüdlerle, zıp-zıp zıplamalarla, hayali top tutmalarla, zırlamalarla, gülmelerde, yorgunluklarla, sevinçlerle geldik ve sonunda Romeo ve Juliet‘le karşılaştık. Sağolsun William öyle derin bir oyun yazmış ki bizler için, hayal gücünü zorlayabilecek sahneler bile ortaya çıkarabildik. Biz ki ezberlemeyi beceremeyen becersek de şiirsel tonlamalarla okuyan oyuncular olarak, oyunu baştan sona oynamak yerine, metin sayesinde aklımıza gelen etüdlerle oyunu sahneye koyduk. Hocamızın eşi Maria Merzlyakova sayesinde de oyunu dansla renklendirdik. Bu yüzden Romeolar ve Julietler olduk. Oyun günü bile doğaçlama yapılabilecek kapasitede genişliği olan eğlenceli bir oyun olduğunu düşünüyorum, her ne kadar yorucu ve ‘fazla’ danslı olsa da. Bizler bir yana sanırım izleyenler de yorulacak, ve eğlenecek :)
Herkesi bekleriz…
Tarih: 13 Nisan 2009 Saat 19.30′da
Yer: Sevgi Gönül Oditoryumu’nda boş bulduğun bir koltuk – Koç Üniversitesi (E haliyle Sarıyer, İstanbul)
Ücret Bana, sana, ona bedava ama şuna parayla :p
Tarih: 29 Nisan 2009 Saat 19.30′da
Yer: Yeditepe Üniversitesi
tekrar
Tarih: 11 Mayıs 2009 Saat 19.30′da sanırım, belli olmayabilir de
Yer: Sevgi Gönül Oditoryumu – Koç Üniversitesi
Üstteki yazı 30 Mart 2009 tarihinde yazılıp duyuru kategorisine konulmuş
The Playing for Change Foundation
Blog page / Blog sayfası
This foundation’s mission is connecting the world through music and spread the world peace with music (The center is in USA). They build art and music schools with volunteers’ donations and they also produce their students’ music with volunteered music studios. I’d like you to watch the clip they made with street musicians all over the world. Now, they are looking for volunteers to spread the word, partners to build something together, studios to create music with. Just click on the webpage and choose one of these, please. I hope you feel the same sense while you’re watching the clip. Thanks.
Bu kurumun amacı müzikle, tüm dünyayı bir araya getirmek ve dünya barışı sağlamak (Merkezi Amerika’da). Gönüllülerin bağışlarıyla dünya çapında sanat ve müzik okulları inşa ediyorlar, ve gönüllü stüdyolarda öğrencilerinin müziklerini yaşatmalarına yardımcı oluyorlar. Dünya çapındaki çeşitli sokak sanatçılarıyla yapılan yukarıdaki klibi izlemenizi isterim. Ve, onlar, duyulmak için, birlikte yeni inşalar etmek için, müzik yaratmak için gönüllülere ve stüdyolara ihtiyaç duyuyorlar. Sadece siteye girin ve bunlardan biri olun, lütfen. Umarım siz de benim hissettiğimi hissedersiniz izlerken. Teşekkürler.
Emin Buğra Saral
Parçanın sözlerini yazının devamında (orjinalinde) bulabilirsiniz. Yazıyı devamıyla birlikte oku
Üstteki yazı 18 Mart 2009 tarihinde yazılıp duyuru, video kategorisine konulmuş

Baktım ki, blogcu hizmeti benim istediğim kadar kapsamlı değil, istediğimi ekleyip çıkartamıyorum… Bu yüzden kendi domainimi (site adı) alıp, tamamen kişiselleşmeye yönelmek istedim. İki gün boyunca yayılarak, bazen kasarak, bazen öğrenerek, ilk kez kurduğum WordPress’e sıfırdan tema yapmaya çalıştım. Çünkü yine sade, yine bana göre olan bir tema olması gerekiyordu, piyasa bana hizmet edemiyor ne yazık ki :)
Velhasıl, gelişmeye açık bir blog. Umarım daha fazla yazı yazarak bu yeniliğe ben de ayak uydurabilirim :) Önerilerinize açığım: şu şöyle olsun, şunu kaldır, şunu ekle diyorsanız…
Bu arada MSN Röportajlarına yeni blogta daha fazla önem vereceğim. Niye söylüyorsam :)
Sevgiler…
Üstteki yazı 13 Şubat 2009 tarihinde yazılıp duyuru kategorisine konulmuş