Hayat demişken… Merhaba diyemiyor ve gözlerinizi açamıyor olsanız bile, hatta ilk çığlığınız yakarış dolu olsa da dünyaya gelmek o an aklınıza gelecek olan son pişmanlık olur.
Pişmanlık demişken… İlk nefesin ardından yıllar geçince son nefese hayranlık duymaya başlarsınız. Ergenlik yıllarına doğru yol alırken ebeveynlerin en kötü hediyesinin sizi dünyaya getirmek olduğunu düşünürsünüz.
Hediye demişken… Bahsi geçen dönemlerde ummadığınız bir isyanın doğurganlığı günlerce başından ayrılamayacağınız veya yanınızdan hiç ayırmayacağınız bir hediye olur. En sevdiklerinizden birinden gelmiş olacaktır muhtemelen. Bakış açınız değişmeye başlar bu sefer. Hem sizi sevenlere hem sevdiklerinize değer vermeye başlarsınız.
Değer demişken… Manevi olgulardan uzaklaşıp maddi olgulara daha çok değer vermeye başlarsınız. Çünkü hayatın öyle olduğunu, nefes alabilmek için oksijene değil oksijen tüpüne ihtiyaç olduğunu düşünürsünüz. Daha iyi yerlere gelebilmek veya daha çok kazanabilmek için çabanızı ikiye, üçe katlarsınız.
Çaba demişken… Farkedilmek için elinizden geleni yaparken birileri ardınızda kalmak zorunda kalacaktır bazen, ama bireysel başarılarda ise aksine önünüzde veya arkanızda değil, yanınızda olanlar çabanızı takdir edecektir. Sizi istemeyen veya daha katı haliyle çekemeyen insanların bakışlarının hapsinde ödüllendirileceksiniz.
Ödül demişken… Şimdi hayat hiç başladığı gibi değildir. ‘Bay’ veya ‘bayan’ ile ödüllendirilmiş, zirveye hızla tırmanıyorsunuzdur. Her şey size gittikçe basit gözükmeye başlamıştır ve nefes alış verişiniz heyecanını kaybetmiştir. Zirveye ulaştığınızda paraşütünüz olacak ideallerinizden ödün vermeye başladığınızda bir şeyler değişmeye başlayacaktır.
Ödün demişken… Eskisi gibi değildir artık hiçbir şey. İdeallerinizden ödün verdiğiniz anda içinizdeki azmi dolarlara hapsetmiş veya elinizdeki dolarları kaybetmiş olursunuz. Tek sebebi içinizdeki birikimi yanlış kullanmak, belki de hiç kullanmamak olacaktır.
“Ölüm demişken” diyemeden, her şey sona gelmeden başa dönmek zorunda kaldığınızda bu sefer pişmanlığı ailenize olan öfkenizden değil, kendinize olan öfkenizde bulursunuz. Ne yazık ki sizi ödüllendirecek kimse olmayacaktır. Fakat sakız fallarından haber beklemenize gerek yok. Geleceğinizi geçmişe özenecek biçimde şekillendirmeyin. Elinizdekilerin değerini, çabanızla ödün göstermeden bilin.
Sevgiler.
[Kuzey Anadolu Gazetesi, sayı 406]